Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. En iyi MSN deneyimi için lütfen bir supported version kullanın.

Karantina döneminde o detayı atlamayın!

Habertürk logosu Habertürk 6 gün önce HABERTURK
© Haberturk Dünyanın dört bir yanından insanlar sosyal mesafenin ve evde kalmak zorunda olmanın ruhsal çöküntüsünü yaşıyorlar.

Koronavirüsün yayılmasını engellemek için kalabalıktan uzak durmak, mesafe koymak, market sırasında bile birer metre ara ile beklemek ruhsal olarak hepimizi zorluyor.

Öte yandan bu salgının ölümlere yol açmasını engellemek için buna mecburuz. Virüsü engelleyebiliriz ancak bu sırada Japonya'dan Amerika'ya dünyanın neredeyse tamamında çok ciddi sinir hastalıkları bizi bekliyor olabilir mi? Peki sinir sağlığımızı nasıl koruyacağız?

İşte bu sorulara uzmanların verdikleri cevaplar

KARANTİNADA SİNİR SİSTEMİMİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER

Yapılan araştırmalara göre an itibariyle din, dil, ırk, cinsiyet fark etmeksizin hepimiz aynı duyguları yaşıyoruz; uzun süre evde kalmak, dışarı çıkamamak, sosyal mesafe koymak, toplu taşıma ve kalabalıklardan korkmak, sürekli hastalık korkusu yaşamak. Ayrıca can sıkıntısı, bilgi eksikliği ve ekonomik kaygılar da sıklıkla görülüyor. Bu ruh halinin sebep olabileceği bazı belli başlı sinirsel rahatsızlıklar var. Aşırı kaygı, öfke, uyku bozukluğu, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu bunlardan birkaçı. 2003 yılında SARS nedeniyle karantinada kalan insanların %10-29'unda travma sonrası stres bozukluğu belirlenmişti.

© Haberturk BİZLER SOSYAL VARLIKLARIZ

Uzmanlar, özellikle karantina ve izolasyon ile sosyal mesafenin insanlar için son derece zor olabileceğini belirtiyorlar. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır ve hayatlarını başka insanlarla iletişim kurarak, alışveriş yaparak, dayanışarak, sarılarak sürdürürler. İnsanları birbirinden uzaklaştırdığınızda kaygı ve endişe artar, depresyon görülür ve kişi kendisini savunmasız, yardım alamayacak durumda hissedebilir.

SİNİRLERİMİZİN GERÇEKTEN BOZULDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

* Sağlık konusunda aşırı endişelenmek: Kişinin kendisi ve etrafındakilerin hastalanacağından korkmaya başlaması.

* Yemek ve uyku düzeninin bozulması: Akşama kadar uyuyup sabaha karşı acıkıp yemek yemesi

* Uyumakta ve konsantre olmakta zorlanmak: Uyuyamama ve odaklanamama

* Var olan kronik hastalıkların kötüleşmesi

* Zararlı alışkanlıklara yönelme

© Haberturk DEVLETLER TOPLUMLARIN RUH SAĞLIĞINI NASIL KORUYABİLİR?

Dünyadaki karantina altına alınmış ülkelerde devletler vatandaşlarının belli başlı kaygılarını giderecek önlemler alıyorlar. Ekonomik kaygıları azaltacak şekilde düzenlemelere gidiyorlar, bilgi paylaşımı yaparak bilinçlendiriyorlar ve hayatın minimum şekilde devam etmesini organize ediyorlar. Ancak evlerine kapalı kalmış insanların stres ve kaygı seviyelerini kontrol edebilmek yine kişinin kendisine ve yakın çevresine kalıyor. Sivil toplum örgütlerinin bu noktada ulaşılabilir telefon hatları başta olmak üzere kuracakları ağlarla ruh sağlığı bozulan kişilerle birebir ilgilenmesi daha sonuca yönelik oluyor.

KARANTİNA DÖNEMİNDE RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORUYACAĞIZ?

1- Kendinize bir düzen kurun: Pijamalarınızla akşama kadar dolaşmayarak başlayabilirsiniz. Uyandığınız bir saat olsun, dişlerinizi fırçalayıp üstünüzü giyinin, kahvaltınızı yapın. Her gün belirli saatlerde ilgilendiğiniz belirli işleriniz olsun ve bu düzeni hiçbir şartta bozmayın.

2- Kendinize özel ilgi alanlarınız için zaman tanıyın: Gün içerisinde yaptığınız rutin işlerin arasında ve sonrasında kendinize özgür zaman tanıyın, başka şeylerle ilgilenin, yaratıcı olun.

3- Vücudunuza iyi bakın: Kilo almak başlı başına bir depresyon nedeni olabilir. Yemeklerinizi düzenli yiyin, egzersiz yapın, iyi uyuyun. Bedeninize özen gösterin.

4- Çevrenizdeki insanlara yardımcı olun: Belki sosyal olarak mesafeliyiz ama çevrenizde evden çıkamayacak durumdaki yaşlı komşularınıza günlük market alışverişi için yardım edin, her sabah kapılarına süt, ekmek ve gazete bırakın mesela.

5- İletişimde kalın: İnsanlarla yüz yüze sosyalleşemiyoruz ancak teknoloji bunun çözümlerini üretiyor. Sosyal medya hesaplarınızı daha aktif kullanın, arkadaşlarınızı arayın, ailenizle görüntülü konuşun, mesajlaşın, çoklu aramalar organize edin.

6- Medya ile aranıza mesafe koyun: Çok fazla televizyon izlemek, uzun süre haber ve tartışma programlarını seyretmek, sosyal medyada uzun saatler geçirmek faydadan çok zarar verecektir. Limit koyun ve kapatın, bir noktadan sonra fazla bilgi kafa karışıklığına yol açabilir. Net olun.

7- İlk yardım çantası hazırlayın: Düzenli kullandığınız ilaçları elinizi altında bulundurun, ilk yardım çantası hazırlayın ve acil durumda tıbbi yardım için gerekebilecek hazırlıkları yapın.

8- Can sıkıntısıyla başa çıkmanın yollarını bulun: Dizi ve film seyretmek, kitap okumak, hobi edinmek, Youtube üzerinden videolar ve belgeseller izlemek sadece birkaç seçenek. Bu listeyi uzatabilirsiniz, yaratıcılığınızı kullanın ve can sıkıntısına yenilmeyin.

9- Çok fazla çalışmayın: Evden çalışmanın risklerinden biri de mesai saatinin hiç bitmemesi. Çünkü aslında mesainin bitmesi kavramı evde zor anlaşılıyor. Ayrıca işverenler de bu durumdan yararlanmaya çalışabiliyorlar. Belirli bir saatte işinizi bitirin ve kapatın. Gereğinden fazla çalışmayın.

10- Olumlu fikirlere odaklanın: Güzel hikayeler okuyun, iyileşen insanların haberlerini takip edin. Olumsuz haberlerden çok olumlu olanları seçin. Karamsarlığa düşmeyin ve umudunuzu kırmalarına da izin vermeyin.

11- Gelecek için kaygılanmayın: Bugüne bakın ve bugünle ilgilenin. Uzun zaman periyotları için plan yapmayın. Virüs bugünün meselesi ve bunların hepsi geçici, hayat normale dönecek.

]]>
Reklam Seçimleri
Reklam Seçimleri

Habertürk Sağlayacısından Daha Fazla

image beaconimage beaconimage beacon